En Çok Okunanlar

Babil‘de Ölüm İstanbul‘da Aşk

  • PDF

İskender Pala  bu kitabı ile okuyucularına klasik fakat bir okadar’da modern bir kurgu sergilemişdir.Konu malum ve bilinen Leyla ve Mecnun  aşkı, fakat bu aşkı yazarı ile bir hikayede birleştirmiş olması ve bu hikayeyi sürükleyici bir maceraya çevirme becerisi takdire şayandır. Hikayenin boşluklarında tarihi bilgilerin verilmiş olmasıda okuyucuyu hikayenin gerçekliğine olan tutkusunu artırmaktadır.

Çevre tanımları, eşya ve araç tanımları dili bozmadan ustalıkla yapılmış,kitabın adeta bir edebiyet kitabı kimliği üstü kapalıda olsa vurgulanmışdır.

Aşk ve türevleri anlatılırken aşkın hikayesi merkeze oturtulmuş ve adeta aynı anda birden fazla aşklar konu edinmiştir.

Kullanılan dil belki biraz daha hafifletilmiş olsa idi,roman olma özelliğide macera boyutu zenginleştirilmek suretiyle ön plana çıkarılmış olsa idi.zannedersem okuyucu kitlesi daha geniş olabilirdi.

Kıtabın arka kapak yazısından bir alıntı ile sizleri başbaşa bırakıyorum...

Gök kubbenin altında insanın ruhunu soyan kötülükler ve giyindiren aşklar adına...

Doğu ak ejder yılında başladı yirmi üç bin yıllık gizem...

Uzayın sonsuzluğuna açılan kapıyı keşfe çıkmış bilge rahipler, uğruna topluca can verdikleri bir sırrın, binlerce yıl sonra, bir şair tarafından aşkın derin katmanlarına saklanarak korunacağını bilselerdi...

Siruş başlıklı murassa hançerin kabzasına parmak izlerini bırakanlar, daha avuçlarının sıcaklığı gitmeden hançer kınında kan biriktiğini bilselerdi...

Bağdat, İstanbul, Roma, Paris ve diğerleri; kıyılarına vuran yeni aşkın, bütün eski tarihlerini dolduracak yoğunlukta olduğunu bilselerdi...

Bilgeler, katiller, asiller ve sevgililer; ellerinde tuttukları kitabın alev almaya hazır bir aşk külçesine dönüşmek üzere olduğunu bilselerdi...

Şair, ipeksi dizeleri arasına hayaller gibi sakladığı şifrelerin hoyrat ellerde ihtirasla parçalandığını, sonsuzluk şarabına kadeh yaptığı gelincik yapraklarının kinle dağıtıldığını bilseydi...

Ve şimdi kim bilebilir neler olacağını,

Babil uyandığı zaman? ! ..

Muzaffer İnanç

Mü'minlerin En Mümtaz Annesi Hazreti Âişe (r.a)

  • PDF

Reşit Haylamay

Işık Yayınları

Âişe Validemiz’in annelerimiz arasındaki konumu çok farklıdır; zira o, din adına hizmet etmeye ihtiyaç duyulan Medîne yıllarında, Resûlullah’ın yanında yer alan husûsî bir vezirdir ve bu yönüyle o, Medîne döneminde akla gelen ilk isimdir. Husûsî bir donanıma sahiptir ve Allah ona, misyonunu edâ adına müthiş bir zekâ lütfetmiştir. Duyduğunu olduğu gibi kabullenmeyen, onu Kur’ân ve Sünnet’in kıstaslarına göre sorgulayan bir fıtratı vardır. Kulağı vahiyde, gözü ise istikbâldedir. Ayaklarını sapasağlam bastığı yerde o, Saâdet Asrı ile istikbâli birbirine bağlayan muhteşem bir köprü gibi durmaktadır.

Onun bulunduğu yerde ayrı bir canlılık vardır; atmosferine girenler, vahyin insibâğıyla mahmur olduklarını hisseder, Resûlullah’ı (sallallahu aleyhi ve sellem) ziyaret etmişçesine bir heyecan ve canlılıkla geri dönerlerdi.

Dün olduğu gibi bugün de yerini belirleyemeyenlerin Annemiz üzerinden dine dil uzatmaya çalıştığı bir dönemi, maalesef yine yaşıyoruz. Zihinlerin kirli, bakışların bulanık ve kitlelerin de muhâkemesizliğin kurbanı olduğu böyle bir dönemde “Âişe Validemiz”, ehl-i insaf ve vicdanı yeniden sırât-ı müstakîme davet ediyor. Elinizdeki bu kitabın, sözü edilen davette hayır adına güzel bir vesile olması ümidiyle…

Mış Gibi Yaşamlar

  • PDF

Öyle insanlar var ki, düşüncelerinin arkasındaki niyetin farkında değiller; sözü, gözü, eli başka telden çalar. Bu insanların yaşamına 'mış gibi yaşam' diyorum.

Çevrenize bir bakın, aklı, düşüncesi çocuğuna yardım etmekle dolu olduğu halde asık yüzlü, kırıcı sözlü, ilgisiz gözlü anne ve babalar; öğretmen olduğunu söyleyen ama hiç kitap okumayan insanlar göreceksiniz.

Mış gibi yaşam, insanların bu anlayışla oluşturduğu ya da işlettiği kurumlar yoluyla tüm topluma yayılıyor: Vatandaşa yardım etmek için oluşan bürokrasi, köstek olmak konusunda uzmanlaşıyor; güven duymamız için oluşturulan kurumlar güvensizliğin kaynağı haline geliyor; adaleti sağlamak için yapılan yasalar adaletsizliğin düzenini sürdürüyor.

Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin kanıksayıp artık yadırgamadığı mış gibi bir yaşam yaşıyoruz. Sanki kaderimiz olmuş, kuşaktan kuşağa sürüp gidiyor. Yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak... Ve yaşamadığının farkında bile olmamak...

Ancak, farkında olan, gözlemleyen ve irdeleyen iki kişi var! Doğan Bey ve Arif Bey sizi sohbete davet ediyorlar.

Savaşçı kitabını okumuşsanız Arif Bey'i tanıyorsunuz; okumamışsanız bu kitapta tanışacaksınız. Evet, bu kitapla sizi sohbete davet ediyoruz.

'Mış Gibi' Yaşamlar/ Remzi Katabevi/ 2005

Ufukların Sultanı

  • PDF

Mustafa Armağan’ın kaleminden Ufukların Sultanı’na, bir elinde Homeros’un, öbür elinde Gazali’nin eserini okuyan, Doğu’nun ve Batı’nın hükümdarı Fatih Sultan Mehmed’e dair bilmedikleriniz bu kitapta.. Mustafa Armağan tartışmalara yol açacak kitabında, okuyucusunu tarihin labirentlerinde nefes nefese bir serüvene davet ediyor. Bu kitabı okurken, Fatih’in dahiliğine, Osmanlı’nın büyüklüğüne şahit olacaksınız. İstanbul’un Fethi, Fatih’in hayatı ve Osmanlı tarihi üzerine yeni ve beklenmedik görüşler okumak isteyenlerin kaçırmamaları gereken bir kitap Ufukların Sultanı.

Vahiyle Doğrulmak

  • PDF

Çıra Yayınları; İstanbul, 2006

İslam’ı bir yaşam kılavuzu olarak benimseyenler için yaşadığımız dünya bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Doğrusu insanlık tarihine hikmetle bakan bir göz için bu bakış açısı ve yaşam felsefesi gerçekten de anlamlı bir özelliğe sahiptir. Zira tarih boyunca nice büyük medeniyetler, tanrılık iddiasında bulunacak kadar güçlü ve kudretli tiranlar, tüm dünyayı elde etmek isteyecek kadar açgözlü zenginler kahramanlar sıradan insanlar. Hepsi ama hepsi un ufak olmuş ve geriye hala yaşayanlar için ibret diye bıraktıkları trajik öyküleri kalmıştır…