En Çok Okunanlar

Alemlerin Rabbi Allah

  • PDF

İnsan "Allah" der de titremez mi!
Elbet bu satırların yazarı da titriyor. Korkudan değil, O'nun hakkında konuşmaya ve yazmaya cüret etmekten.
Hiçbir tasavvur, Allah'ı olduğu gibi algılayamaz. Hiçbir akıl, Allah'ı mutlak ve mükemmelliğiyle kavrayamaz. Hiçbir beşerî dil, sahibine Allah'ı gereği gibi anlatma imkânı sunmaz. O'nun azameti karşısında akıllar dumura uğrar, diller lâl olur, mantık iflas eder, nutk tutulur, sözün soluğu kesilir, kelimelerin nabzı durur.
Peki, bu gerçeği bilmeme rağmen, Allah hakkında bir kitap kaleme almaya beni ikna eden gerekçeler ne!

Üç şey:
1. Allah'a inananların Allah tasavvurlarının, vahyin inşa ettiği Allah tasavvurundan giderek uzaklaşması.
2. Doğru bir Allah tasavvuruna sahip olmadan, sahih bir kulluk, iman ve teslimiyetin gerçekleşmeyeceği.
3. Allah doğru bilinmeden, tanınmadan, anlaşılmadan, bu ve öbür hayatın anlam ve amacının asla anlaşılamayacağı.

ÂLEMLERİN RABBl ALLAH

İşte bu yüzden "Allah" demek "anlam" demektir. Modern hayat Allah'tan uzaklaştıkça anlamdan da uzaklaşmaktadır. Anlamsız bir hayat yük, anlamsız bir insan hiç, anlamsız bir dünya canlı cenazelerin meskun olduğu bir mezardır.

Vahyin inşa ettiği hayatın merkezinde Allah vardır. Merkezinde Allah'ın olduğu bir hayatın iki kanadı vardır: Tevhid ve adalet. Tevhid kanadı insan-Hâlık ilişkisini, adalet kanadı insan-mahluk ilişkisini temsil eder. İnsan ancak bu iki kanat sağlam olursa, sonsuz saadet menziline doğru uçabilir. Bu iki kanatla uçarsa, gerçek özgürlüğe kavuşabilir. O özgürlük insanı nefsinin isteklerine boyun eğdiren değil, nefsinin köleliğinden kurtarıp Allah'a kul kılan sahici, kalıcı ve değer üretici özgürlüktür. Bu iki kanattan biri veya ikisi kırıksa, o insan teki veya toplumu, yaralı bir kuş gibi çırpınmaktan, hayatı hem kendisine hem başkalarına zindan etmekten kurtulamaz.
Bu kitap, hayatın merkezinde yer alan Allah hakkındaki kimi sorulara, vahiy eksenli cevaplar verme çabasının bir ürünüdür, işte bu sorulardan bazıları:

El-Esmâülhüsnâ'nın bir kalbi var mı, varsa nedir i Allah ismini oluşturan üç harfin tüm formları hangi ortak mânâyı verir Tüm Esma Allah ismine döner, peki Allah isminin döndüğü lafız nedir! İslâm ilahiyatının varlık tasavvuru nasıldır! Cahiliyye'de Allah inancı nasıldır!

Varlığı bir kitap gibi okumak mümkün müdür! Aşkın ve Mutlak Varlık kavranabilir mi! Bu konuda, imâna ne gibi bir görev düşer! Kelime-i Tevhid'in ve Kelime-i Şehadet'in mânâ, maksat ve mahiyeti nedir! Şirkin mahiyeti nedir!

Vahiy nasıl bir Allah tasavvuru inşa ederi Allah neden zâtıyla değil de, sıfatıyla bilinir! Allah'ı bize bildiren isim ve sıfatlar nelerdir!

El-Esmâülhüsnâ ne demektir! El-Esmâülhüsnâ insanı Allah'a nasıl yaklaştırır! Allah adına/Allah adıyla okumak ne demektir! Bütün varlık nasıl Esmâ'nın tecellisi olur! "Allah'ın ahlakıyla ahlâklanmak" ne demektir! Allah'ı sevme iddiası nasıl isbat edilir! Allah'a yaklaşmanın esası ve usulü nedir! Allah inancında tenzihçi ve teşbihçi yaklaşımlara nasıl bakmalı! İsimler ve sıfatlar bahsinde neler söylenebilir! İslâm kelamının "Allah'ın Sıfatları" tasnifi nedir!

El-Esmâülhüsnâ rivayetleri ve ünlü El-Esmâülhüsnâ hadîsi nasıl anlaşılmalıdır! "Allah'ın isimleri konusunda doğru yoldan sapmak"tan ne anlamalı!

Allah tasavvurumuzun kodları nelerdir! Haşyetullah, evliyaullah, ru'yetullah hakkında vahiy merkezli bir bakış nasıl olmalıdır! Subhanallah, elhamdülillah, Allahuekber, zikrullah, estağfirullah, inşaallah, maşaallah gibi Müslüman hayatının ekseninde yer alan kodların mânâ ve mahiyeti nedir! Allah'tan istemenin adabı, usulü ve esası nedir!

Ve son olarak, okurdan naçizane talebimiz, eserin sonundaki duamıza "amin"leriyle iştirak etmesidir. Bu satırların yazarı için kabule karin bir tek "amin", ödüllerin en büyüğü olacaktır.

Mucizeler

  • PDF

Yayınevi : Zafer Kültür Yayınları

Yazar     : Cüneyd Suavi

ISBN     : 9789756836064

Açıklama:
Hazreti Cabir anlatıyor:
"Bin beşyüz kadar sahabi, Hudeybiye Gazvesinde susamıştık. Peygamber Efendimiz, "kırba" adı verilen bir deri tulum içindeki sudan abdest aldıktan sonra elini onun içine soktu. Gördüm ki, parmaklarından oluk oluk su akıyordu. Daha sonra bin beşyüz kişi sırayla geldi ve doya doya içip, kaplarını o kırbadan doldurdular."

Hazreti Salim, bu mucizeyi gören Hazreti Cabir&’den sormuş: "Kaç kişiydiniz?"
Cabir demiş ki: "Binbeşyüz kişiydik. Fakat yüzbin kişi de olsaydı, o su yetecekti."

"Bulutlar, güvercinler ve melekler; Güneşten rahatsız olmaması için O Peygambere gölge yaptı.

Örümcekler; O&’nun sığındığı mağarayı bulan müşrikleri yanıltmak için, mağara kapısına ağ ördü. Ağaçlar; kendisini görebilmek için, köklerini yerden söküp O şefkâtli Resûl&’ün yanına geldiler. En vahşî hayvanlar bile O&’na itaat ettiler. O&’nun için konuştular, dertlerini O&’na açtılar. Çölde susuz kalan İslâm Ordusu, O&’nun parmaklarından akan sularla susuzluğunu giderdi. Ay; O&’nun bir işaretiyle ikiye ayrılırken; taşlar O&’nun avucunda Allah&’ı zikretti.
Ve yine O&’nun avucunda, düşmanları için bir mermi oldu.

İşte O, öyle bir Peygamberdi.
Ve bizleri çok seviyordu."

Hz. Peygamberin Beden Dili

  • PDF

Hz. Peygamberin duygu ve hisleri kimi zaman gözyaşı olmuş, kimi zamanda alnında kabaran bir damar olarak ortaya çıkmıştır. Bir şeye işaret ettiğinde elinin tamamıyla işaret ederdi. O, dili kötülüklerden korumak gerektiğini anlatırken dilini eliyle tutarak göstermiş; takvanın yerinin kalp olduğunu söylerken de eliyle sol göğsüne işaret etmiştir. Bir şeye şaşırdığında elini ters çevirir havaya doğru açardı. Konuşurken avuçlarını bir araya getirir ve sağ elinin ayasını sol başparmağının iç tarafına vururdu. Yapmacık hareket etmeyen, göz boyamaya ve gösteriş yapmaya çalışmayan bir insanın tabi olan yüz ifadeleri neyse Peygamberin içinden geçirdikleri de aynı şekilde yüzüne yansımaktaydı. Kızdığında yüzünü başka tarafa çevirirdi. Sevindiğinde gözlerini indirirdi. Onun gülmesi çoğunlukla tebessüm idi. Gülerken de dişleri dolu taneleri gibi görünürdü.

Hz. Muhammed

  • PDF

Bunu söylemek ne kadar tuhaf olsa da benim için Muhammedilik, Haça tapmaktan (Hıristiyanlık'tan) mukayese edilemeycek kadar yükseklikte duruyor. Eğer insan, seçme hakkına sahip olsaydı, aklı başında olan her bir insan, şüphe ve tereddüt etmeden Muhammedeliği; tek Allah'ın ve onun Peygamberini kabul ederdi..."
- Tolstoy 1828-1910

Ünlü Rus yazarı L.N.Tolstoy 1908 yılında Abdullah El-Sühreverdi'nin Hindistan'da basılmış "Hz.Muhammed'in Hadisleri" kitabını okumuştur.
Okuduğu hadislerden bir risale (kitapçık) tertip etmiş,bunu Rusya'nın posrednik' adlı yayınevinde bastırmıştır.

Yayıncının notu...

İnsanların bilmesi gerekenler Tolstoy'un İslâm peygamberi Hz. Muhammed'in hadisleriyle ilgili risalesi (kitapçığı), uzun yıllardır Türkiye'de yayıncılar arasında bilinen, ama okuyucuya sunulamayan gizemli bir eserdi. Çünkü Tolstoy gibi dünyaca ünlü bir yazarın Hz.Muhammed'in sözlerine ilgi duyması ve bunu derleyip Rus halkıyla
paylaşmak adına yayımlaması inanç ve kültür dünyası içinde alabildiğine önemliydi.
Tolstoy'un Hindistanlı alim Abdullah El-Sühreverdi tarafından hazırlanan "Hazret-i Muhammed'in Hadisleri" kitabından derleyip seçtiği hadislerden oluşan kitapçığı, orijinaliyle birlikte ortaya çıkartmak ve basmak ciddi çabalar ve araştırmalar gerektirdi bizim için. Tolstoy'un yalnızca İslâm peygamberinin hadislerini derleyip kendi imzası ile basıp yayımlamasının bile ne kadar önemli olduğunu bilmemize rağmen, bu kitapçığı destekleyen unsurlarla, var olan derlemeyi bir proje haline getirmenin daha iyi olacağını düşündük. Ve Tolstoy'un Müslümanlık ve İslâmiyet ile ilgili yazışmalarını ve anekdotlarını da elinizdeki esere farklı bölümler halinde koymaya karar verdik. Söz konusu mektuplara ve' anekdotlara ulaşmak için ciddi araştırmalar yapılıp belgelere ulaşıldı; ardından ise asıllarına sadık kalınarak yeni bir edisyon ile sizlere sunuldu. Aslında Tolstoy'un Hz. Muhammed'in hadislerini derleyip Çarlık Rusya'sında basması bile başlı başına bir olaydı;
bunu da kesinlikle biliyorduk. Çünkü Tolstoy gibi bir dâhinin seçme hadisleri derlediği sırada hangi düşünce ve duygu ile bunu yaptığını hayal etmek ve onu anlamaya çalışmak bile insanın ufkunun genişlemesinde ciddi yardımlarda bulunabilirdi. Ama her şeyden önemlisi Tolstoy gibi bir dâhinin, Müslüman olma ihtimali ve İslâm'a duyduğu hayranlığın bir ifadesi olarak, küçük de olsa böyle bir derlemeyi hazırlayıp insanlarla paylaşmak arzusunda olması ve bu kitapçığı bastırmasıydı. Amacımız, olmayan bir olguyu, düşünceyi veya yazını varmış gibi sunarak bilinç altlarını aldatmaya yönelik bir girişimde bulunmak kesinlikle değil. Varolanın ve gerçek olduğuna inandığımız şeylerin üzerindeki gizem perdesini kaldırarak belge, bilgi ve kaynaklarıyla sunmak.
Çünkü bizim için Tolstoy'un 'Eğer insan, seçme hakkına sahip olsaydı, aklı başında olan her Provoslav (Hıristiyan) ve her bir insan, şüphe ve tereddüt etmeden Muhammediliği; tek Allah'ı ve onun peygamberini kabul ederdi.' sözü dahi bir kitap hacmindeki bilgi ve anlam kadar değerliydi. Ve insanlar ünlü yazarın bu inanç kültüründeki değişimini ve değişim sancılarını bilmeliydi.

Aşkın Şehidi

  • PDF

Açıklama : AŞKIN ŞEHİDİ romanı Hz.Hüseyinin son 99 gününü konu ediniyor. Onunla yürüyecek, onunla konuşacak ve onunla titreyeceksiniz. Sözlü Edebiyatımızın türküler, ağıtlar ve destanlarla her dem diri tuttuğu ama yazılı edebiyatımızın bir türlü eğilemediği bir dönem ilk kez roman unsurları ve çarpıcı bir anlatımla okuyucuların karşısında Geçmişin gelecekle harmanlandığı, karanlığın aydınlıkla savaştığı bu 99 gün insanlık tarihinin derin bir özeti aslında. Orada vefa ve adanmışlık, verilen sözlerden cayıp dostu terk edişle bir arada. Umutlar korkularla savaşıyor. İlkeler çıkarlara meydan okuyor. Bir yanda zalimler zulümlerine bahaneler ararken ötede karşı duruşun ve mücadelenin ahlâkı var. Üstelik bu romanda anlatılanlar sadece 1330 yıl öncesinin hikâyesi değil. Duyabilenler için seslenmekte Kerbelâ: Bende okuduğun bizzat sensin, unutma! Lanet okumak istersen ölüp gitmiş Yezidi bırak, kendi nefsine bak! Ve sendeki aklı düşün! Sadece kendi çıkarlarını gözetip pervasızlıklarına türlü gerekçeler buluyorsan dün Hüseyini terk edenleri kınama! Yaşasaydın sen de onlardan biri olacaktın. Aşka şahitsen ve aşkın içindeysen sen de her dem diri kalanlardansın. Hatırla! Kişi sevdikleriyle beraberdir İlk kitabı Bozkırın Sırrı Türk Peygamber ile aylarca çok satanlar listesinde yer edinen Ahmet Turguttan yine çarpıcı ve çok tartışılacak bir roman "Nefis ister, akıl gerekçeler bulur, vicdan aklar. Oysa sen kendini kandırsan bile unutma ki; Allah hesap sûrar. Ellerinle kendini ateşe atma!..' Aşkın Şehidi KERBELÂ, Hüseyin ve yoldaşlarının katligâhı... Orada kan ve gözyaşı var. Oradaki susuzlukla senin de ciğerlerin kavrulur. Ve başlarsın âh-u figan etmeye. İçin yandıkça görürsün: Kerbelâ hak aramanın ve özgürlüğün destanıdır. Teslimiyetin, adanmışlığın ve sadakatin zirvesidir. Her biri ayrı bir şiar olan yetmiş iki şehidin yurdudur Kerbelâ... Onlara kapılanırsan nakşolur kalbine: Aslında her yer Kerbeladır, her gün Âşûra... Ve dile gelir Kerbelâ: "Benim için ağlama. Kendine bak!" der... "Adına lanetler okuduğun Yezid bizatihi nefsindir. Hesapsızca ister, bu uğurda canlar yakar. Hüseyin'i terk edenleri kınamadan evvel bir kez daha düşün! Sende bir akıl var. Sadece kendi çıkarlarını hesap eder ve heveslerini haklı göstermek için türlü bahaneler uydurur!' Kerbelâ ikazla yetinmez. Kurtuluşun yolunu da gösterir: "Hüseyin'i Allah katından sana üflenen ruh belle!.. Arına paklana yücelir-sen sen de Rabbinden bir delil oldun demektir. Aşka Şahit isen bu Şehadet kutlu olsun. Sen Aşk ile her dem diri kalanlardansın. Ve Aşkın Şehidisin!.!'

Barkod : 9786054470044

Boyut : 145-215

Sayfa Sayısı : 464

Basım Yeri : İstanbul

Basım Tarihi : 2011