Ayın yazarı

Prof. Dr. İsmail Kara

  • PDF

İsmail Kara, 1955’te Güneyce/Rize’de doğdu. İstanbul İmam-Hatip Lisesi’ni (1973), İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nü (1977) ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi (1986).

Yüksek İslâm Enstitüsü’nünde eğitim gördükten sonra  Dergâh Yayınları’nda çalışmaya başladı, bu müessese içinde Fikir ve Sanatta Hareket dergisi, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, İslamî Bilgiler Ansiklopedisi ve Dergâh dergisinin yayın heyetinde yer aldı, Yayın Müdürlüğü yaptı.

1980’den itibaren öğretmenlik de yapan Kara, “İslâmcılara göre meşrutiyet idaresi 1908-1914” başlıklı teziyle siyaset bilimi doktoru oldu (1993). Osmanlı-Türk düşünce tarihi, din-modernleşme ve din-siyaset ilişkileri üzerindeki araştırmaları Hareket, Dergâh, Tarih ve Toplum, Toplum ve Bilim dergilerinde yayınlandı. Halen Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğretim üyesidir.

Eserleri

Türkiye’de İslâmcılık Düşüncesi (I, 1986; II, 1987; III, 1994).

Hüseyin Kâzım Kadri’nin Ziya Gökalp’ın Tenkidi (1989) (yayına hazırlık)

Mızraklı İlmihal’i (1989) (yayına hazırlık)

Meşrutiyetten Cumhuriyete Hatıralarım (1991) (yayına hazırlık)

Amel Defteri (1998)

Biraz Yakın Tarih Biraz Uzak Hurafe (1998)

Şeyhefendinin Rüyasındaki Türkiye (1998)

Bir Felsefe Dili Kurmak: Modern Felsefe ve Bilim Terimlerinin Türkiye'ye Girişi (2001)

Din İle Modernleşme Arasında: Çağdaş Türk Düşüncesinin Meseleleri (2003)

Sözü Dilde Hayali Gözde (2006)

Aramakla Bulunmaz (2006)

Cumhuriyet Türkiyesi'nde Bir Mesele Olarak İslâm (2008

Sezai Karakoç

  • PDF

(d. 22 Ocak 1933, Ergani, Diyarbakır) Türk şair, yazar, mütefekkir ve siyasetçidir.

Hayatı

Çocukluğu Ergani, Maden ve Dicle ilçelerinde geçen ve 1938 yılında Ergani’de 3 ay ilkokul öncesi ihtiyat sınıfına devam eden Sezai Karakoç, ilkokulu 1944'de Ergani'de bitirdi. Daha sonra Maraş Orta Okuluna parasız yatılı olarak kayıt oldu. 1947'de burayı bitirerek Gaziantep'te yine parasız yatılı lise öğrenimine başladı. Gaziantep Lisesi'nden 1950’de mezun edildi. Felsefe okumak istediği için İstanbul'a gitti. Babasının isteği İlahiyat Fakültesiydi. Kendi parasıyla okuyamayacağını anlayınca, o zaman parasız yatılı kısmı bulunan Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavına girdi. Sınav sonuçlarını beklerken de Felsefe bölümüne kayıt yaptırır; şayet sınavı kazanmazsa felsefe tahsili yapacaktır.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazanarak başladığı yüksek öğrenimini 1955'te fakültenin mali şubesinden mezuniyetle tamamladı. Mecburi hizmet sebebiyle Maliye Bakanlığı’nda Hazine Genel Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi Bölümüne atandı.

Daha sonra Maliye müfettişliği sınavına girer ve kazanarak ve 11 Ocak 1956'da müfettiş yardımcılığı görevine başlar. 1959 yılında İstanbul'da Gelirler Kontrolörüdür. Bir ara Ankara'ya çağrılıp Yeğenbey Vergi Dairesinde görevlendirilirse de kısa bir müddet sonra yine İstanbul'daki görevine döner. Görevi icabı Anadolu'yu çok gezer ve birçok il, ilçeyi inceleme, tanıma fırsatı bulur. 1960 - 1961 yıllarında yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra İstanbul’daki görevine kaldığı yerden devam etti. 1965'ten 1973'e kadar birçok kez istifa etti. 1973’ten bu yana da hiçbir resmi görev almadı.

İstanbul'da Diriliş Yayınları ve Diriliş Dergisi'ni kurdu. 1990 yılında "güller açan gül ağacı" amblemiyle Diriliş Partisi'ni kurdu. Yedi yıl Partinin Genel Başkanlığını yürüttü. Ancak parti 19 Mart 1997'de 2 genel seçime girmediği için kapatıldı. 2006 yılında kültür bakanlığı özel ödülü ile ödüllendirildi. Bakanlığa, ödülün para kısmının kültür sanat işlerine harcanmasını, diğer kısmınınsa posta ile bildirdiği adrese yollanmasını rica ettiği bir mektup yolladı. 2007 yılında Yüce Diriliş Partisi'ni kurdu ve halen partinin genel başkanlık görevini yürütmektedir. 2007 yılının Nisan ayından beri her cumartesi akşamı, Yüce Diriliş Partisi İstanbul İl Başkanlığı'nda değerlendirme konuşmaları yapmaktadır. Bu konuşmalar partinin internet sitesinden canlı olarak yayınlanmaktadır.

Şiir sanatı

Karakoç şiirle ilgili görüşlerini yazmaya başladığı dönemlerden itibaren şiir anlayışını da yazmıştır. Bu konudaki düşüncelerini Edebiyat Yazıları adını verdiği 3 kitapta toplayan Karakoç'un şiirimizde son derece özgün bir yeri vardır. Onun şiiri metafizik bir şiirdir. Türk şiiri geleneksel yapısı itibariyle aslında metafizik bir şiirdir. Ancak bu özellik Tanzimat'tan sonra değişir. Sadece A.Hamit'te metafizik bir ürperti söz konusu olur. Onunla tekrar başlayan bu anlayış cumhuriyet'in ilk yıllarında Necip Fazıl Kısakürek'te ve Ahmet Kutsi Tecer'de kendini gösterir. Bunlardan başka Yahya Kemal ve Asaf Halet Çelebi'de de metafizik anlayış görülür. Fakat bu metafizik unsurlar adı geçen hiçbir şairin şiir anlayışını açıklamaz, anlatmaz.

YTÜ Öğretim Görevlisi Yard.Doç. Dr. Ali Yıldız'ın tespitiyle Türk şiirini metafizik bir esasa oturtan şair Sezai Karakoç'tur. Sezai Karakoç bunu modern şiirin diliyle yapmıştır.O, Batı edebiyatını da iyi incelemiş bir şairdir. Modern sanattaki soyutlamanın İslam anlayışına uygun olduğu düşüncesindedir ve şiirlerini bu yönde geliştirmiştir.

Edebiyat Yazıları I'deki ilk yazı metafizik ile ilgilidir. Bu, hangi kavramlara önem verdiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Karakoç geleneksel şiire de yaklaşır, ancak dili farklıdır. O, modern şiirin diliyle şiirlerini yazmıştır. Poetikasını anlattığı ikinci yazı Soyutlama ile ilgilidir. Nitekim modern sanat genel anlamda soyutlamaya dayanır. Ona göre şair, şiiri soyutlamada bırakırsa eksik bırakmış olur, tamamlanması için şairin tekrar somutlaştırması yani soyutlaştırdığı şeyi tekrar yeni bir bağlama oturtması gerekir. Bunu da Diriliş kavramına bağlar.

Sezai Karakoç, şairin genel çizgilerini, pergünt üçgeni dediği üç ilkeyle anlatır. Peer Gynt, Norveçli yazar Henrik İBSEN (1828-1906)’in en ünlü oyunlarından biridir. Karakoç, Pergünt’ün, hayatında bu ilkeleri yaşadığını belirtir ve bu ilkeleri şiire tatbik eder: Şair, Kendi Kendisi Olmalı: “Şairin kendi kendisi olabilmesinin biricik yolu, değişmek, başkalaşmaktır.”

Şair, Kendine Yetmeli: "Eserinin tohumunu ve geliştirecek iklimini, şairin kendi varlığından alması anlamına gelir yeterlilik ilkesi. Yâni fildişi kuleyi biz dışına çeviriyoruz; evren şaire bir fildişi kule olmalı; şafakta kaybettiği güvercinleri, şair, bir ikindide bulabilmeli."

Şair, Kendinden Memnun Olmalı: "Eser´in şairini sevinçle titretmesi demek bu. Şair, eserini sevmeli. Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı. Beğenmediği davranışlarını gücendirmeden ona anlatmalı onu kendini düzeltmeğe kandırmalı ve bunu da inandırmalı ona. "Beni andırıyor, ah, beni o" demeli."

Memnunluk ilkesinin temeli, sevinçtir. Yaşama sevinci değil “yaşatma sevinci”dir.

Eserleri

Şiir

•             ŞİİRLER I Hızırla Kırk Saat

•             ŞİİRLER II Taha'nın Kitabı/Gül Muştusu

•             ŞİİRLER III Körfez/Şahdamar/Sesler

•             ŞİİRLER IV Zamana Adanmış Sözler

•             ŞİİRLER V Ayinler /Çeşmeler

•             ŞİİRLER VI Leylâ ile Mecnun

•             ŞİİRLER VII Ateş Dansı

•             ŞİİRLER VIII Alın Yazısı Saati

•             ŞİİRLER IX Monna Rosa(Aşk Ve Çileler)

•             ŞİİRLER X Monna Rosa(Ölüm ve Çerçeveler)

•             ŞİİRLER XI Monna Rosa(Pişmanlık ve Çileler)

•             ŞİİRLER XII Ve Monna Rosa

•             ŞİİRLER XIII Karayılan

•             GÜN DOĞMADAN Şiirlerin Toplu Basımı

Çeviri Şiir

•             Batı Şiirlerinden

•             İslâmın Şiir Anıtlarından

•             islam anlatması

Deneme

•             Edebiyat Yazıları I Medeniyetin Rüyası Rüyanın Medeniyeti Şiir

•             Edebiyat Yazıları II Dişimizin Zarı.........

•             Edebiyat Yazıları III Eğik Ehramlar

Düşünce

•             Ruhun Dirilişi

•             Kıyamet Aşısı

•             Çağ ve İlham I-II-III-IV

•             İnsanlığın Dirilişi

•             Diriliş Neslinin Âmentüsü

•             Yitik Cennet

•             Makamda

•             İslâmın Dirilişi

•             Gündönümü

•             Diriliş Muştusu

•             İslâm

•             İslâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü

•             Düşünceler I-II

•             Dirilişin Çevresinde

•             Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi I-II-III

•             Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı I-II

•             Unutuş ve Hatırlayış

•             Varolma Savaşı

•             Çağdaş Batı Düşüncesinden

•             Çıkış Yolu I-II-III

İnceleme

•             Yunus Emre

•             Mehmed Âkif

•             Mevlâna

Piyes

•             Piyesler I

•             Armağan

Hikaye

•             HİKÂYELER I Meydan Ortaya Çıktığında

•             HİKÂYELER II Portreler

Günlük yazılar

•             Farklar

•             Sütun

•             Sûr

•             Gün Saati

•             Gür

Röportaj

•             Tarihin Yol Ağzında

Martin Lings

  • PDF

İngiliz asıllı müslüman yazar Martin Lings (Ebubekir Siraceddin), 1909 yılında İngiltere’de dünyaya geldi. Lings, önceleri protestan, daha sonra da ateist oldu. Oxford Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı okuyan yazar, yirmibeş yaşlarında diğer dünya dinlerini incelemeye başladı. 1938’de tanıştığı Kuzey Afrika’lı müslümanlar vasıtasıyla büyük sufi Şeyh Ahmed Alevî eş-Şazelî ile buluştu ve müslüman oldu. Ebubekir Siraceddin adını aldı. Ardından 1939 yılında Mısır’a gitti ve burada Kahire Üniversitesi’nde, özellikle Shakespeare üzerine on iki yıl ders verdi.

Lings, 1948 yılında tekrar İngiltere’ye döndü. Londra Üniversitesi’nden Arap dili diploması aldı ve 1955 yılından itibaren İngiliz Müzesi doğu elyazmalarının (özellikle Arapça) tasnifinde bulundu. Şimdilerde emekli, ve güney İngiltere’de yaşamını sürdürmektedir. Eserleri arasında Antik İnançlar Modern Hurafeler, Yirminci Yüzyılda Bir Veli, Tasavvuf Nedir? ve son eseri Onbirinci Saat Türkçeye çevrildi. Üç yılını verdiği "Hz. Muhammed ’in Hayatı" adlı kitabı ile yazar, Pakistan devletince her yıl verilen “Siret Ödülü”nü kazandı. Eser belli başlı birçok dile çevrilmiş ve büyük ilgi toplamıştır.

Yazarın ayrıca Türkçeye çevrilmemiş Book of Certainty, Shakespeare in the Light of Sacred Art, Quranic Arts of Calligraphy and Illumination isimli kitapları vardır. İyi bir şair de olan Lings’in iki de şiir kitabı vardır. Yazdığı makaleler, Studies in Comparative Religion, The Islamic Quarterly gibi dergilerin yanı sıra, The New Encyclopaedia of Islam ve Encyclopaedia Britannica gibi belli başlı ansiklopedilerde yer aldı.

Metin Karabaşoğlu

  • PDF

1964 yılında İzmir'in Tire ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğremini bu ilçede tamamladı.1985 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi. Okul yıllarında yazmaya başladığı Köprü dergisinin bir süre editörlüğünü yürüttü. İz yayıncılık'ta,Karakalem ve Zafer dergilerinde editörlükte bulundu.

1994-2001 arasında Yeni Asya gazatesinde haftada iki gün olmak üzere köşe yazarlığını yürüttü.2001-2002 akademik yılında Hartford Seminary'nin davetlisi olarak 'misafir ilim adamı' statüsüyle ABD'ye gitti.

İbrahim M. Abu Rabi'nin editörlüğünde hazırlanan Islam on the Crossroads:On the Life and Thought Bediuzzaman Said Nursi adlı İngilizce eserinde (State University of New York Press,2003) yazarları arasındadır.

Karabaşoğlu ,Blaise Pascal'ın Düşüncelerini Türkçeye çevirmiş,mütercimleri arasında yer aldığı Marshall G.S Hodgson'ın üç ciltlik The Venture of  Islam'ını  Türkçe yayına hazırlamış,ayrıca M.Asım Köksal'ın sekiz ciltlik Hz.Muhammed ve İslamiyet'i dahil ikiyüz civarında kitabın yayına editör olarak katkıda bulunmuştur. Metin Karabaşoğlu şu anda Karakalem dergisinin editorlüğünü yapmaktadır.

 

Başlıca Eserleri

Kur’an Okumaları – birinci kitap (Karakalem 1996, yedinci baskı 2005)

Kur’an Okumaları – ikinci kitap (Karakalem 2000, dördüncü baskı 2005)

Kur’an Okumaları – üçüncü kitap (Karakalem 2003, üçüncü baskı 2005)

O’na Doğru: Esma-i Hüsna Yazıları (Karakalem 1992, altıncı baskı 2004)

Kertenkele Çukuru-milliyetçilik, dünyevileşme, kemalizm (Karakalem 1992, üçüncü baskı 1998)

Bilimin Öteki Yüzü (Y.B.Mermer ve S. Demirci ile birlikte) (İz 1991, dördüncü baskı Karakalem 2005)

Küçük Şeyler (Karakalem 1997, beşinci baskı 2005)

Camide Dans Var (Karakalem 1995, beşinci baskı 2005)

Risale Okumaları – birinci kitap (Zafer 1998, yedinci baskı, Karakalem 2005)

Risale Okumaları – ikinci kitap (Zafer 2002, üçüncü baskı, Karakalem 2006)

Risale Okumaları – üçüncü kitap (Zafer 2003, üçüncü baskı, Karakalem

Gece Yürüyüşü (Karakalem 1998, üçüncü baskı

Peygamberin Kardeşleri (Karakalem 2002, üçüncü baskı 200

Düşünceler (Karakalem 2003)

Tehlikeli Denemeler (Karakalem 2004)

Said’leri Ararken (Karakalem 2004, ikinci baskı 2004)

Şule Yüksel Şenler

  • PDF

Şule Yüksel Şenler, batılılılaşma ve modernleşme projesi için 'model' olarak seçilmiş bir ailenin, altı çocuğundan biri olarak 1938 yılında dünyaya gelmiştir. Tahsiline orta ikinci sınıfa kadar devam edebilmiş, daha sonra annesinin rahatsızlanması üzerine okulunu bırakmak zorunda kalmıştır. Ama okuma ve yazmaya çok meraklı ve yetenekli biri olduğu için sürekli kitap okuyarak ve araştırmalar yaparak kendini geliştirmiştir. Daha sonra da Risale-i Nur derslerine katılan ve Bediüzzaman Said Nursi'yle tanışıp, bizzat onun hizmetinde bulunan ağabeyi Özer Şenler'in isteğiyle Risale-i Nur derslerine katılır ve kısa zaman sonra da etkilenip namaza başlar, ardından da başını örter. Daha sonra da tesettürü halka sevdirme ve yaygınlaştırma mücaledesi başlar. Bu amaçla 'İslam Kadınına Hitap' başlıklı bir yazı kaleme alır. Yazısında, tüm kadınlara tesettürden bahseder. Yazı, M.Şevket Eygi'nin çıkardığı 'Yeni İstiklal' gazetesinde yayımlanır ve yazının ardından, Türk Kadınlar Birliğinin şikayeti üzerine hakkında dava açılır. Bu dava ile Şenler'in hayatında yeni bir süreç başlar. Yazdığı yazılar ve verdiği konferanslar yüzünden açılan davaların ardı arkası kesilmez. Yazıları ile büyük ses getiren Şenler, daha sonra Bugün gazetesinde yazmaya başlar. Gazete yönetiminin 'suya sabuna dokunma' uyarısına rağmen, davası uğruna yaşanan sıkıntıları köşesine taşır. Kadın gazetecinin parmakla gösterildiği bir dönemde, üstelik başörtülü bir gazeteci olması dikkat çekmektedir. Daha sonra yazılarından etkilenenler, onun konferans vermesini isterler ve Şule  Yüksel, konferanslarına başlar.

Konferanslar yoğun ilgiyle karşılanır ve kısa zamanda tüm ülkeye yayılır. Şenler'in örtünme tarzı olan ve 'Şulebaş' olarak adlandırılan örtünme tarzı, Anadolu'da genç kızlar arasında bir çığır gibi yayılır. Başını örten genç kızlar, üniversitede de bu şekilde okumak isterler. Derse başörtüsüyle giren Hatice Babacan, kendisini dersten çıkarmak isteyen hocasına tepki gösterince üniversitede başörtüsü için verilen mücadelenin de ilk adımı atılmış olur.

Şenler'in verdiği konferanslardan duyulan rahatsızlık her geçen gün büyümektedir ve sonunda görüldüğü yerde tutuklanması kararı alınır. Bu dönemde tam bir kaçak hayatı yaşamak zorunda kalır fakat ciddi şekilde rahatsızlanır. Doktorlar ona tüberküloz teşhisi koyarlar. Sonunda hastalık ve yaşadığı zorluklara dayanamayıp teslim olur ve onüç ay on gün hapis yatar.

İki ay sonra Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesine rağmen, o bunu zul addederek kabul etmez ve cezasının tamamını çeker.

Başından iki evlilik geçen Şenler, ilk evliliğini tiyatrocu Abdullah Kars'la yapmıştır. Fakat beş yıl süren bu evlilik boyunca eşinden sürekli şiddet görür, sonunda dayanamaz ve boşanır. Daha sonra ikinci evliliğini de İsmailağa cemaatinden bir mühendis ile yapar ve bu cemaate katılır. Çarşaf giyen Dr. Sevim Asımgil'den etkilenerek çarşaf giymeye başlar. Fakat ikinci evliliğinde de problemler yaşayan Şenler, on bir yılın sonunda evliliğini noktalar ve babasıyla yaşamaya başlar. Kısa bir zaman sonra babasını da kaybeden Şenler, hem maddi hem de manevi olarak büyük sıkıntılar yaşar. Bu dönemde, hiç yüzyüze gelmediği yazar Hekimoğlu İsmail, ona maddi yardımda bulunur. Bir dönem Zaman gazetesinde haftalık köşe yazıları yazan Şenler bugünlerde hem yaşadığı ciddi sağlık problemleri yüzünden, hem de geçirdiği zor günler sebebiyle iyice yıpranan ruh sağlığı yüzünden evinde istirahatle günlerini geçirmektedir."

Eserleri

Uygarlığın Gözyaşları

Kız ve Çiçek

Hidayet

Gençliğin Izdırabı

Sayfa 2 / 4