Çarşamba, 13 Temmuz 2011 17:42

Ben Kendimi Tanıyorum

Written by  Muzaffer Inanc
Rate this item
(1 Vote)

Zamanın bize, bizi öğrettiği hikayelerden birisi şöyledir. "Bir Abdal bir şehre uğramış, fakat buranın halkı yabancıları hiç sevmezmiş, defol! diye bağırmışlar Abdala, seni  hiç birimiz tanımıyoruz! diyede eklemişler. Fakat Abdal sükünetini hiç bozmadan cevap vermiş. Ben kendimi tanıyorum ya, önemli olan odur. İnanın şayet öbür türlü olsaydı, yani siz beni tanısaydınız da ben kedimi tanımasaydım çok daha fena olurdu.’’ Zamanın değişikliği, evrensel doğruları değiştirmiyor. Kişinin kendisini tanıması,aslında bilinçli bir yaşamda olmazsa olmaz kurallardan bir tanesidir. İhlas ve Samimiyet ne ölçülebilir nede tartılabilir değerlerdir. Ustalık; çok çalışmak, çok yorulmak, çok fedakar olmak, yapılan işi ciddiye almak ve önem varmek ile elde edilecek bir makamdır. Bu makamdaki insanın beceriside ,marifetide kemalata uygun bir derecede olacaktır. Bütün bu değerler bizlere şu hassas dengeleri öğretir;

-Bilinçli bir yaşam ile ihlas ve samimiyet,

-Ustalık ile kemalata uygun eserler,

-Kendini bilmek ile kınayanların kınamasından korkmamak,

Bizi biz yapan sözlerden biride şu değilmidir ? "Kendini bilen Rabbini bilir." Rabbi bilmek onda yok olmak ise neden Onu kendi dışımızda ararız ki.Kendi içimizde bir Kainat  ve O kainatın tılsımının saklı olduğunun ne zaman farkına varacağız...

Dinde 4 makam vardır, bu makamların ilişkilerini belirtmek için şu denklem cümlesi  akla anlama kolaylığı, kalbe hissetme duygusu sağlar.

Şeriat; senin malın senin, benim malım benimdir.

Tarikat; senin malın senin, benim malımda senindir.

Marifet; senin malında senin değil, benim malımda benim değil.

Hakikat; Ne sen varsın, nede ben varım.

Kişinin olgunlaşma süreci olarakta bilinen bu makamlar, aslında insanın kendine dolayısıyla Rabbine olan yolculuğunu anlatmaktadır. Bu yolculuktaki engeller, her zaman zorluk olarak nitelenmez, bazen kendisini nimet ve mükafat olarak gösterir. Zenginlik, şöhret, güç sahibi olmak vb... Bundan dolayıda kişi engelle karşılaştığının farkında olmadan kendisini yolculuk dışında bulur. Bütün bunlar  köprüden hızlıca gecmeyi engelliyor, dahası köprüyü araç yerine amaç ve kalınacak yer olarak algılanmasını sağlıyorsa, o zaman bu engeller zararlı ve yıkıcı olarak adlandırılır. Hz.İsa (as) ın  dediği gibi "Köprü karşıdan karşıya geçmek içindir, üzerine ev yapmak için değil." Eğer Yaratıcıda yok olmak ise hedef, bunuda dünya nimetleri ile yapacak isek o takdirde, her şeyden önce kendimizi tanıma gayreti içinde olmak ve kendimize yatırım yapmakla başlamalıyız. Mevlana hazretlerinin dediği gibi "hamdım, pişdim, yandım (oldum) Elhamdülillah". Kendimizde yabancı  ve bilinmedik bir yer bırakmayalım ki, kulluk bize zor gelmesin ve Rabbim bize sorsun, Kaderine ne yazayım?...

Muzaffer İnanç

Last modified on Salı, 06 Eylül 2011 13:31

Leave a comment

Make sure you enter the (*) required information where indicated.
Basic HTML code is allowed.