Müslüman Nasıl olmalıdır ?

Müslümanın Görevleri nelerdir ?

Müslümanın Topluma Karşı Sorumlulukları nelerdir ?

gibi başlıklar altında müslüman kavramı nice yazılarda irdelenmiş ve hala delik deşik edilmeye devam edilmektedir. Fakat şu çağda diğer din mudavimlerinin neşr ettikleri eserlerde bu ve buna benzer yaklaşım tarzı konu edilmemektedir.

Bir Budist yazar şöyle bir eser yazmaz;

Biz Budistlerin Çıkmazları nelerdir ?

Budizm’in Problemleri ...

Budizm ve Avrupa vb...

Ali Rıza hoca,İstanbulun şirin ve eski semtlerinden Anadolu yakası incisi Maltepede, Mehmet Akif lisesinde edebiyat öğretmeni olarak çalışmaktaydı. 40 lı yaşların sonlarına yaklaşmıştı.Fakat  gençliğinin ilk yıllarından beri  kendisini bildi bileli saçları beyazdı.

Mesleğini severek ve büyük bir iştahla yapardı.Derslerde anlattığı konuları,müfredatın mecburen anlatılması gereken konuları olduğu için değil,luzumlu ve gerekli gördüğü için anlatırdı.Anlattığı konulardan bahsederken, öğrenciler  sanki ders kitabının içinde olduklarını ve o konularla beraber yaşadıklarını hissederlerdi.

Uzun zamandar ağaçların altında oturmaktaydı.Vakit ,akşam olmak üzere diye düşündü Mikail.Evet artık eve dönme zamanı gelmişdi.Fakat içindeki sıkıntı bir türlü yakasını bırakmıyordu.Halbuki sırf bu yüzden bu sıkıntıyı dağıtmak için,Camiideki Hacı Osman efendinin dersine gitmemişdi.Kalktı dalgın dalgın evin yolunu tuttu.Bir tarafdan da yarın hocasına nasıl bir mazeret uyduracağını düşünüyordu.

Oda sanki üzerine çökecek gibi oluyordu. Duvalara baktıkça sanki kendisini bir hapishanede zannediyordu. Fakat şu kapının sağ tarafında asılı olan Fotoğraf, saliha hanımı bu sıkıcı odanın atmosferinden uzaklaştırıyordu .ne zaman bu Fotoğrafa baksa,yüzü bir başka oluverirdi. Gözlerine fer gelir, yanakları al al olurdu.Fotoğraf Bir köy ilkokulunun 5.sınıfının resminden ibaretti. saliha hanım bazen resimdeki utangaç, başörtülü, zeytin gözlü kızın kendisi olduğuna inanamazdı. Aradan geçen bunca yıl anılarını hiç eskitememişdi.Belkide onunla temiz çocukluğunun irtibatını sağlayan tek şey bu olduğu içindi.Anılar onun artık herşeyiydi.

İnsan,Kainatı tanımlarken kendinden yola çıkar...

Bu temel ilkemizden sonra deriz ki;Kelimeler de,Kavramlar da anlama bakımından sahibine göre mana kazanır.

Allah (cc) kendi doğrularını,kurallar ve Kaideler şeklinde biçimlendirmiş ve Kainatın Hak’ ölçüsü olarak vahyetmişdir1.Emanet sahibi olarak insana ise,bu,Hak’ölçüsünün muhafazasını ve uygulama yetkisini vermişdir.Verilen bu yetkinin yozlaşmaması içinde,zaman zaman ınsanlar arasından Peygamberler ve Kutsal metinler göndererek  desteklemişdir2.İnsanın yaratılmasına gerekçe olan bu yetkiye ilmi alanda ,İbadet’ denir.Halk arasında İbadet her ne kadar kulluk borcu olarak bilinsede birde bunun arka planı bulunmaktadır.