Dua; insan-Tanrı ve tabiat algılamasının tabii bir sonucu olan ve tarih boyunca dinli-dinsiz her insanın yaşadığı bir fenomendir. Dua, doğru anlaşılıp uygulandığında tevhit ve ibadetin özü, insan başarı ve mutluluğunun kaynağı; yanlış algılanıp yaşandığında ise, şirk ve hayal kırıklığına kadar varan bedbahtlığın tohumu olabilmektedir. Dua edebilmek, başkasını aracı koymadan, doğrudan Allah´a ihlas ve bilinç ile yakarmak, fazileti zaman, aramak ve kabul noktasında sabırlı olmak, bu konuda unutulmaması gereken hususların bazılarıdır.

Feminizm, kadın sorunları için evrensel bir çözüm olduğu iddiasında. Kadın ve cinsiyet konusunun konuşulduğu kavramların tekelini de elinde tutuyor. İlahiyatçılar bile ‘erkek egemenliği’, ‘kadın bakış açısı’ndan din yorumu gibi kavramları kullanıyor.

II.Abdülhamit döneminde Şeyhülislamlik`ta görev yapmış Şeyh Rahmi Baba 1930`lu yıllarda şeyh ve halife arkadaşlarını gizlice Anadolu`nun bir kasabasına davet eder. "Kahriye" okunacak, yani "Ya Kahhar" zikri çekilerek Mustafa Kemal`in ve rejiminin "kahr u tedmiri" icin dua edilecektir. Davet kabul görür ve gizlice toplanılır.

Sünnetin dostları olduğu gibi, düşmanları da bulunacaktır.Ne yazık ki Resulüllah (sav)`dan sonra hiçbir asır bu iki tipten hali olmamıştır.İslam alimleri gecelerini gündüzlerine katarak hadis usulü, hadis kritiği, senet açısından hadisteki kategorik çeşitlendirme, belli ölçüler dahilinde ortaya çıkarılan uydurma hadis, nasih ve mensuh`un ölçülerini içeren kitaplar yamışlar; nihayet "hadis dinde hüccet olamaz" yaygarasını koparan din düşmanları ve özellikle de aşırı uç rafizilere karşı Kur`an ve sünnetin şaşmaz silahiyle reddiye mahiyetinde eserler vücuda getirmişlerdir.